DÜNYAYA ATILAN İLK MİNİK ADIMLAR

Çocukları okul öncesi dönemde olan birçok ebeveynin aklındaki temel sorulardan biri de doğru zamanın hangi yaş aralığı olduğudur. Bir tencere içindeki patlayacak mısır misali her çocuk için bu süre birbirine yakın olsa da aynı değildir. Her çocuk özel ve biriciktir. Bununla birlikte temel güven duygusu ve ayrışmanın gerçekleştiği 0-3 yaş dönemi hakkında bilgi sahibi olduğumuzda bu sorunun cevabı hakkında da fikir sahibi olabiliriz.   Yeni doğan bir bebek ilk birkaç ay anne bakımına muhtaçtır ve sınırlı bir iletişim kurar. Anneyle kendini bir bütün olarak algılar ve fiziksel bakım kadar ilgi ve sevgi de bekler. Tüm yatırımını kendisine bakım veren kişiye yapar. Temel güven duygusu için anne bebek arasındaki bağın korunması önemlidir. Bunun için annenin sürekli bebekle yakın ilişki içinde olması beklenir.   Bebek 5-6 aylık olduğunda kendisinin ayrı bir birey olduğunu fark eder ve anneden ilk ayrılma çabalarına başlar. Anne kucağında mesafe ayarlama girişimleri başlar. Kucaktayken ittirme, kafasını atma hareketleri ayrılık denemelerinin temelidir. Birçok anne için bu ayrılık denemeleri kaygı verici algılanabilir ve ayrışmanın çok erken olduğunu düşünülebilir. Oysa bebek ilk dönemleri başarılı bir şekilde tamamlamışsa bu dönemde kısa süreli ayrılıklar yaşayabilir ve yumuşak bir oyuncak ya da battaniye ile kendini sakinleştirebilir.   6 ve 7. aylarda yumurtadan çıkma denilen sıçramayı yaşar. Annenin mimik ve ifadelerini ilgiyle izler. Daha sonra dış dünyaya ilgi artar ve diğer insanları incelemeye başlar. Bununla birlikte yabancılara karşı kaygı olması normaldir. Ancak uzun ağlamalar ve endişeler temel güven konusunda sıkıntı olabileceğini düşündürür.   10-17. aya ulaştığında ise hareketlenmeye başlayan bebek gerçek anlamda ayrılık denemelerine başlar. Hem anneden uzaklaşıp etrafı keşfetmek ister hem de göz iletişimini koparmadan annenin arkasında destek olduğunu bilmek ister. Bu dönemde ilk emekleme hareketiyle anneden ayrılma dönemine giren bebek dönüp arkasına bakar ve göz iletişimi kurar. Anneden ayrılırken onu görebileceği ya da duyabileceği optimal mesafe bırakır. Böylece bir nevi yakıt ikmali gerçekleşir. Burada bebek devam etmek için anneden güven duygusu almaktadır. Anneden vermesini beklediğimiz “ben burada seni bekliyorum, devam et” duygusu olmalıdır. Bu dönem ilişkideki güven, yakınlık, ilgi, ayrılık, olgularının sınavdan geçirildiği bir süreçtir.   17-24. aylar arasında babanın varlığı da ilişki sürecinde görünmeye başlar. İlişkiye bir üçüncü kişi eklenmiştir. Cinsiyet farklılığını anlamaya başlar. Anne ile kurulan ilişki “ne onunla, ne onsuz” düzeyindedir. Annenin çocuğa tahammül gücü, çocuğun benlik gelişiminin temelini oluşturur.   24-36. aydan itibaren ise olgunlaşma artar kendi başına birçok ihtiyacını giderebilir. Nesne sürekliliğini kavranmaya başlar. Zaman algısı gelişir. Hazzı erteleme, bekleme kapasitesi genişler. Bu dönemde sosyalleşme ihtiyacı artar. Arkadaşlık kurmaya başlar. Annesiyle bir süre ayrı kalmak için artık hazırdır.   36. aydan itibaren anne babalar olarak kaygılarımızı kontrol altına alıp çocuğun sağlıklı, özgüveni yüksek, başarılı bir hayata adım atabilmesi için, uygun sosyal ortamlar yaratarak ayrışma bireyleşme dönemine destek olmamız gerekmektedir. Tabi ki bu süreler çok uzun olmamalıdır. Çocuklar güvenli bağlanma oluştuğu takdirde yeni şeyler keşfetmek için merakla yeni ortamlara kısa sürede alışacaktır. Ebeveyn döndüğünde ise ona karşı olumsuz bir tepkide bulunmayacaktır. Bunun tam tersi de yaşanabilmektedir. Uzun süre çocukta yeni ortama alışma ve ebeveynden uzaklaştığında sakinleşme sağlanamadığında ise ailenin bir uzmandan yardım alması faydalı olacaktır.   Gülşah Öztürk Erten Uzman Klinik Psikolog & Pedagog