SÖYLEYEN ÇOCUĞA NASIL YAKLAŞILMALI?

Yalanın sebeplerine bakıldığında genel olarak yapılan hatayı gizleyerek cezadan kaçmak, yaşanılması muhtemel olumsuz durumdan kurtulmak ya da ilgi çekmek, kısa yoldan istediği şeyi elde etmek gibi nedenler göze çarpar. Gelişim dönemleri ele alındığında yalanın tanımı ve içeriği de değişmektedir.  

Yaş dönemlerine göre yalan

Çocukların dil gelişimi ve bilişsel gelişimi göz önüne alındığında 3-4 yaşlarında gerçek olmayan, hikâye diyebileceğimiz birçok konu üretmeleri kaçınılmazdır. Bazen bu hikâyelere hayali arkadaşlar da eklenir. Bu dönemde hayal ile gerçek arasındaki sınır henüz net olarak oluşmamıştır. Bunları yalan olarak adlandırmak doğru olmasa da atılacak önemli adımlar vardır. Anne babalar çocuğun anlattığı bu hikâyeleri ilgi ile dinlerken bir taraftan da bunların güzel birer masal olduğu, gerçek olmadığı vurgusunu yapılmalıdır. Çocuklar 6-7 yaşlarından itibaren hayal ile gerçek arasında ki ayrımı daha net fark edebilirler. Bir önceki dönemde görülen hikâyeler daha çok amaçlı olarak söylenmeye başlamıştır. Genellikle ilk amaçları da ebeveynlerini mutlu etmeye yöneliktir. 8-9 yaş civarında ise sol beyin gelişiminin etkisiyle neden sonuç ilişkisi kurulur, doğru ile yanlış ayrımı yapılır ve yalanla gerçek arasındaki fark kavranır. Ergenlik dönemine gelindiğinde ise yalanlar çocukluk döneminde görülenler kadar masum olarak ele alınmaz. Muhtemel bir sorunun habercisi olarak değerlendirilir.

 

 Önlemek için nelere dikkat edilmelidir?

  1. Çocuklarda öğrenmenin büyük bir kısmının yetişkinleri model alarak olduğu unutulmamalıdır. Özellikle erken çocukluk döneminde ebeveynlerin sorun olarak görmeyip kullandıkları beyaz yalanlar çocuklar tarafından ihtiyaç anında yalana başvurulabilecekleri algısını oluşturur.
  2. Yalana başvurma sebebinin kaçınmak istedikleri durum ile ilgili olduğu düşünüldüğünde çocukların baş etme ve problem çözme becerilerinin geliştirilmesi konusunda ebeveynlere görev düşmektedir.
  3. Görülen davranışın pekişmesi söz konusu olduğundan çocukların yalanları dışında dürüstlükleri de görülmeli ve ödüllendirilmelidir.
  4. Çocuklara karşı kullanılan aşırı ve katı disiplinlerin çocuğu yalana iteceği unutulmamalıdır. Birçok yalanın arkasında cezalandırılma korkusu bulunmaktadır.
  5. Ailelerin çocuktan beklentisinin yüksek olması çocukların yoğun baskı altında hissetmelerine ve başaramadıklarında yalana başvurmalarına neden olabilmektedir.
  6. Çocukların isteklerini elde etmesi için fırsatlar yaratmak, bu istekler için yanlış yollar denemesini engelleyecektir.

 

Aileler yalan karşısında nasıl tepki vermelidir?

  1. İlk anda verilecek şiddetli duygusal ya da fiziksel tepkiden kaçınmak gerekir. Aksi takdirde karşılaşacağı tepkiden korkan çocuk için yalanın onu koruyacak bir kalkan olduğu öğretilmiş olur. Burada çocuğun alacağı tek mesaj bir sonraki yalan için daha dikkatli davranmak ve yakalanmamak olacaktır.
  2. Aileler yaşadıkları duygunun yoğunluğuna bağlı olarak çeşitli cezalara başvurabilmektedir. Kısa süreli olarak etkili bir yöntem olarak görülen cezalar davranışı engelleyebilir ancak olumlu davranış kazandırma konusunda yetersiz kalacaktır. Aynı zamanda çocukta kızgınlık ve tepkisel davranışlara da neden olabilecektir. Amaçsız cezalar vermek yerine çocuğu davranışının sorumluluğunu almasına yönlendirmek çok daha etkili olacaktır.
  3. Hangi amaçla yalana başvurduğunun anlaşılması tekrar etmesini önlemek için oldukça yol gösterici olacaktır. Dolayısı ile yalanın detayları ile ilgili konuşmak yerine nedeni anlaşılmaya çalışılmalıdır.
  4. Her zaman onun yanında olduğunuzu hissettirin ve hataları ile yüzleşmesi için cesaretlendirin.

  Ebeveynler gerekli tedbirleri aldıkları halde sıklıkla yalan davranışı ile karşılaşmaları durumunda bir uzman yardımı almaları faydalı olacaktır.

Bu Yazı 10.02.2017 tarihinde Hurriyetaile.com sitesinde de yayınlanmıştır. 

 

Gülşah Öztürk Erten Uzman Klinik Psikolog & Pedagog